www.akvaryumhane.com ailesine ücretsiz üye olarak katılabilirsiniz...



 
AnasayfaSSSKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Yavru Almanın Püf Noktaları.

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
alptekin12



İsim : Alptekin
Soyisim : BULUT
Yaş : 22
Mesaj Sayısı : 11
Kayıt tarihi : 19/02/10
Şehir : İstanbul
Erkek

MesajKonu: Yavru Almanın Püf Noktaları.   Cuma Şub. 19, 2010 11:20 am

Öncelikle Şunu Belirtiyim ALINTIDIR.. Kaynak makalenin sonundadır..


Hepimiz
özenle baktığımız balıklarımızdan günün birinde yavru almayı bekleriz.
Ama bazen ne yaparsanız yapın bir türlü yavru alamadığınızı görür ve
hayal kırıklığına uğrarsınız. Hatta bu durum, hobiden bile soğumanızı
sağlayabilir. Her gün forumda özellikle bu konu hakkında bir çok başlık
açıldığını gördüğüm için sizlere kendi yöntemlerimi ve bildiklerimi
aktarmak istiyorum.




1-) Balıklar Sağlıklı Olmalıdır:

a-) Su Değerleri:

Öncelikle
balıklarımızın sağlıklı olduklarından emin olmalıyız. Ancak sağlıklı
olan balık üreme etkinliğini gerçekleştirebilir. Bunun için su
değerlerimiz uygun olmalıdır. Emin değilseniz, su değerlerini (PH, GH,
Nitrit, Nitrat,…vs) ölçebilen bir test edinin. Bu testleri
akvaryumculardan temin edebilirsiniz. (Ph ve Gh testi eczanelerden de
satın alınabilir.) Özellikle nitrit, nitrat ve amonyak değerleriniz
normal düzeyde olmalıdır. Bu üç zehirli maddenin yüksek miktarlarda
bulunması, düzenli dip çekimi yapılmayan Malawi akvaryumlarında sıkça
rastlanır ve balıkların keyifsiz olmasına, çiftleşmemelerine, aldıkları
yumurtaları atmalarına, hatta hastalanmalarına sebep olur. Balık
miktarınıza bağlı olarak haftada bir-iki kez yapılan dip çekme işlemi,
bu zehirli maddelerin büyük çoğunluğunu akvaryumunuzdan
uzaklaştıracaktır. Eksilen suyun yerine de bir kovada ya da ağzı açık
bir bidonda 3-4 gün bekletilen su eklenmelidir. Ancak bu suyun akvaryum
ısısıyla aynı sıcaklıkta olmasına dikkat ediniz. Eklenen su ile
akvaryum suyunun arasında ısı farkı olmamalıdır.





Çiklitler
oldukça fazla atık tüketen, hareketli balıklardır. Bu yüzden
filitrasyon güçlü olmalı, akvaryumda bol oksijen bulunmalıdır.




b-) Beslenme:
Suyumuzun
değerleri uygunsa (balıklarımızı rahatsız eden, ağızlarına aldıkları
yumurtaları atmalarını sağlayan olumsuz su değerleri bulunmuyorsa)
balıklarımızın sağlıklı beslendiklerinden emin olmalıyız. Her zaman
için tek tip yemlemeden kaçınılmalıdır. Mümkün mertebede birkaç çeşit ve kaliteli yem kullanmalısınız.Burada
dikkat etmemiz gereken nokta; türe uygun beslenmedir. Örneğin bir Ahli
ile bir Iceman'in beslenme diyetleri aynı değildir. Ahli, protein
ağırlıklı beslenmeyi seven, Iceman ise bitkisel ağırlıklı yemlerle daha
mutlu olan bir balıktır. Sarı Prensesler ise hem etçil hem de otçul
beslenirler. Balıklarımızın özelliklerini araştırmalı ve onları buna
uygun beslemeliyiz. Yine haftada birkaç kez protein ağırlıklı
beslediğimiz balıklarımıza da bitkisel yem vermeyi ihmal etmemeliyiz.
Tam tersi bitkisel beslenen bir balık için de geçerlidir. O da arada
bir protein ağırlıklı yemlerle beslenmelidir.





2-) Balık-Stres İlişkisi:
Stres, bir akvaryumun en büyük düşmanıdır. Hemen hemen bütün hastalıkların sebebi, stres yüzünden bir balığın mukoza zarının zarar görmesidir.
Bu mukoza zarı normal şartlar altında akvaryumumuzda her daim bulunan
zararlı mikroorganizmalardan balıklarımızı korur. Stres yüzünden tahrip
olan mukoza zarı balıklarımızı artık koruyamaz hale gelir ve
balıklarımız kolayca hastalanırlar.





Balıklarımızın stres yaşamamaları için yapmamız gerekenler şunlardır;



a-) Tank Seçimi:
Maddi
gücünüz yettiğince, alabileceğiniz en büyük tankı almanız balıklarınızı
mutlu edecektir. Bazı türler daha büyük tanklar beklerken, bazı türler
ortalama bir tankla da idare edebilir. Örneğin yunuslar minimum
240-260 ltlik bir tankta, sarı prensesler ise 100-180 ltlik bir tankla
idare edebilirler. Kısacası akvaryumunuz ne kadar büyükse, yavru alma
şansınız o kadar yükselir.





Yunus gibi bazı türlerin karma akvaryumda üremeleri zordur. Bu yüzden bazı türler, türe özel akvaryum beklerler.



b-) Balık Sayısı:
Malawilerin
yüksek nüfuslarla bir akvaryumda bakılmaları doğru değildir. Mümkün
mertebede akvaryum içinde bulunan balık sayımızı azaltmalıyız. 100-120
lt’ de 15-20 yetişkin balık besliyorsanız, akvaryumunuz kalabalık demektir ve yavru almanız oldukça zordur.





c-) Balık Seçimi:
Uyumlu Türler:
Balık türleri araştırılarak birbirleriyle uyumlu türler seçilmelidir.
Her zaman için aynı göle ait çiklitlerin bir arada beslenmesi daha
randımanlı bir akvaryum ortamı sağlayacaktır. Örneğin sarı prenses,
flower horn, frontoza gibi balıkları aynı akvaryumda beslemeye
kalkarsanız, farklı göllerin balıklarını bir araya koyduğunuz için o
akvaryumdan yavru almanız oldukça zorlaşır. Yavru almayı bırakın, böyle
bir akvaryumda balık kavgaları, yaralanmalar, strese ve kötü su
şartlarına bağlı olarak mantar, parazit ve bakteriyel hastalıklar
karşılaşma olasılığınız oldukça yükselir.





Yine
aynı gölün balıkları da olsalar, Malawiler arasında da akvaryumda
bulunan huzuru bozabilecek, daha sert türler mevcuttur. Bu türlere
örnek olarak; johanni, auratus, venüstüs, yaşayan kaya verilebilir.
Ancak şu da unutulmamalıdır ki nasıl her insan aynı kişilik
özelliklerine sahip değilse, balıkların da aynı tür olsalar bile farklı
kişilik özellikleri bulunur. Örneğin benim 14 cmlik bir Ahli erkeğim
sadece üreme zamanı yer tutup normal zamanlarda hiçbir balığa
karışmazken, başka bir 8 cmlik Ahli erkeğim 90 cmlik yer tutar, her
daim oraya hiçbir balığı yaklaştırmaz, akvaryumda terör estirirdi.




Her türden sadece bir erkek ve en az 3-4 dişi gereklidir.
Akvaryumda, aynı türden birden fazla erkek bulunması, o akvaryumda
stres kaynağıdır. Örneğin ahli ve sarı prenses beslemek istiyorsanız, 1
erkek, 5 dişi ahli ve yine 1 erkek, 5 dişi sarı prensesi aynı akvaryuma
koyabilirsiniz.




Eğer
balıklarınız ağız ağıza birbirine kenetleniyor, birbirinin etrafında
çok hızlı bir şekilde dönüyor, birbirlerini gördüklerinde
solungaçlarını şişiriyorlarsa büyük ihtimalle cinsiyetleri aynıdır ve
kavga ediyorlardır. Genelde erkek erkeğe kavgalar yaşansa da bazen 2
dişi arasında hatta nadiren de olsa baskın dişi-pasif erkek arasında da
kavgalar görülebilir. Böyle bir durumda balıklardan biri akvaryumdan
çıkarılmalıdır. Balıkların cinsiyetlerine 4.madde de değineceğim.




d-) Uygun dekorasyon:
Malawiler
özellikle de sarı prensesler gibi mbunalar (Doğal ortamları, Malawi
gölünün kayalık alanları olan çiklitler) dekordan çok hoşlanırlar.
Akvaryumda kayalardan mağara ve benzeri saklanılacak yerler oluşturup
küplerle de desteklerseniz, balıklarınız oldukça mutlu olacaklardır.
Yine aynı şekilde non-mbunalar (Malawi gölünün kumluk ve kumluk-kayalık
bölgelerinde yaşayan çiklitler) da belli bir miktar dekordan
hoşlanırlar. Böylece ağzında yumurta olan dişi ya da diğer balıklarca
kovalanan pasif bir balık dekorların arasına saklanarak kendini
koruyabilir.





Unutmamalıyız
ki dekorsuz, boş bir akvaryumda beslenen balıklarda çoğunlukla
ürkeklik, stres ve diğer balıklarca kovalandığı için yumurta atma
gözlenir.




Bir
akvaryum, doğanın bir taklididir. Elimizden geldiğince doğayı,
balıkların içinde bulunduğu gölün ortamını taklit etmeliyiz ki
balıklarımız daha mutlu ve sağlıklı olsunlar. Bu bizim bir hobici
olarak sorumluluğumuzdur.




Yukarıda
dekorlu tanklarımdan biri görülüyor. Dikkat ederseniz kaya ve küplerden
oluşturduğum dekor, akvaryumun yüzeyine kadar. Böylece balıklar tankın
her bölgesini kullanabiliyorlar ve oldukça rahatlar.





Yukarıda Ahli erkeği ve yumurtalı dişisi



Yukarıdaki
resim 160 cm, 640 ltlik tankımdan bir görüntü. Daha sade bir dekorasyon
denemesi. Bu tanktaki balıklar da mutluydular. Ancak şunu
söyleyebilirim ki, dekoru yüzeye kadar yapsaydım daha verimli olacağı
kanaatine vardım.




Yukarıdaki
resimleri, dekorlu akvaryumlar hakkında bir fikir vermesi için koydum.
Lütfen dağınıklığın kusuruna bakmayınız, ev hali işte.


3-) Uygun Damızlık Seçimi:



Yukarıda
elimden geldiğince bahsettiğim tüm koşulları sağladıysanız sıra uygun
damızlıkları seçmeye geliyor. Akvaryumcularda satılan çoğu çiklit
hormonludur. Bu hormon balıkların renklerini canlılaştırıp dişilerin
de, erkeklerin de bir erkek balık görüntüsü almalarını sağlar. Ancak
oldukça zararlı, hobicileri maddi ve manevi kayıplara uğratan bir
etkendir. Çünkü yüksek miktarlarda verilen hormon, balıkların
üremelerini güçleştirir ya da tamamen engeller ve bizler aylar boyunca
tüm koşulları gerçekleştirdiğimiz halde neden balıklarımızın
üremediğini kara kara düşünürüz.








Eğer
akvaryumcuda gördüğünüz bir çiklit 3-4 cm’ken, erişkin olduğunda
alacağı renge bürünmüşse o balık hormonludur ve uzak durmanızı tavsiye
ederim. Örneğin bir Ahli yavrusu gri, uçuk mavi yerine canlı bir
parlement mavisi görüntüsündeyse o balık hormonludur.




Balığın
hormonlu olup olmadığını görüntüsünden anlama kuralı, mbunalar için çok
da geçerli değildir. Çünkü mbunalar (sarı prenses, snow-mavi prenses,
icemen,…vs) küçük boylarda bile hormonsuz olsalar da canlı renklerini
korurlar. Ancak hormon yemiş bir mbuna da renkler yine olağandan canlı
ve parlak olabilir. Ama yine de mbunalar da hormon konusunda hata
yapılabilir.




Yanılmamak
için sizlere tavsiyem; damızlıklarınızı akvaryumcudan değil de, bir
hobiciden temin etmeniz yönündedir. Böyle bir imkanınız bulunmuyorsa
elinizden geldiğince akvaryumcudaki en renksiz yavrulardan seçiminizi
yapınız.




Damızlıklarda
dikkat edilmesi gereken bir diğer nokta da balıkların büyük boylarda
olmamasıdır. Çünkü genellikle insanlar evlerinde ya da üretim hanesinde
üremeyen, verim alamadıkları, yaşlı balıkları ellerinden çıkarırlar.
Dolayısıyla da erişkin, büyük boy bir balık aldığınızda kısır olması ya
da yumurta yemesi oldukça yüksek bir ihtimaldir.




4-) Balıkların Cinsiyetleri:
Balıkların
cinsiyetinden emin olmalıyız. Özellikle mbunalar için dişi-erkek ayrımı
oldukça zordur. Görünüşünden alt yüzgecin ovalliği-sivriliği, üst
yüzgecin ovalliği-sivriliği, üst ve alt yüzgeçteki bant kalınlığı, anal
yüzgecin sivriliği-ovalliği, yalancı yumurta benekleri, kafa yapısı,
çenesinin altında yumurta kesesinin olup olmaması gibi farklılıklar
bize balığın cinsiyeti hakkında bir fikir verse de, bazı durumlarda
yanıltıcı olabiliyor. İnsanlar nasıl birbirlerine benzemiyorlarsa,
balıklarda da aynı tür içinde dahi, fiziksel farklılıklar bulunuyor.


Bunun için en kesin yöntem; “Venting Yöntemidir” Bu yöntemde balığın anüsü ve venti karşılaştırılır.


[size=9]Venting
yöntemi ayrıca normal zamanlarda dış görünüşüne bakarak emin
olabildiğimiz türler için de (non mbunalar), kendini baskın erkekten
saklayan (rengini açarak dişi görünümü alan) pasif erkeklerin
cinsiyetini de belirlemede kullanılabilir.





Erkek balığınız dişilerden daha büyük olmalıdır. Daha önce de bahsettiğim gibi her türden tek bir erkek beslenmelidir.



Şimdilik
aklıma gelen, yavru almak için dikkat edilmesi gereken belli başlı
unsurlar bunlar. Tüm bu yazdıklarım bizzat uyguladığım ve dikkat
ettiğim hususlar. Ancak üstteki başlıklardan bazıları uygulanmadan da
yavru alınabilir. Örneğin bazen aşırı kalabalık bir akvaryumda ağzı
dolu bir dişi görülebilir. Bu erkeğin baskınlığına ve dişinin
çabukluğuna da bağlıdır. Ancak o dişi, büyük bir ihtimalle diğer
balıklardan kurtarabildiği yumurtaları alabilmiştir ve belki de balık
sayısının az olduğu bir akvaryumda çiftleşmiş olsaydı, alacağı yumurta
sayısı çok daha fazla olacaktı.




Malawi
Çiklitleri, kendilerine has farklı kişilik yapıları ve davranış
biçimleri olan canlılardır. Hemen her ortama kolayca adapte
olabilirler. Bu yazıyı özellikle yavru almada problem yaşayan
arkadaşlar için hazırladım. Bilgi paylaştıkça çoğalır. Saygılarımla...


Kaynak : http://www.akvaryum.com/Forum/yavru_almanin_puf_noktalari_k147947.asp

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Yavru Almanın Püf Noktaları.
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Kolay taşınmanın püf noktaları

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Tatlı Su Canlıları :: Tatlı Su Canlıları :: Malawi ve Afrika Cihicledleri-
Buraya geçin: